Eklenme Tarihi : 12/21/2016
ARSLAN TEKİN

Adaletin şirazesi



ARSLAN TEKİN

Elimde Şirazlı Sa'dî'nin "Hükümdarlara Öğütler" kitabı var. Yeni çıktı. (Prof. Dr. Nimet Yıldırım'ın tercümesi. Bilge Kültür Sanat Yay.).

Siyasetnamelere ve nasihatnamelere merakım fazla... Bu eserleri okuduğunuzda, İslâm ülkelerinde hak ve adalet anlayışı, şimdiki örnek gösterilen Batı ülkelerinden çok daha ileride olduğunu görürsünüz. Düşünün... İslâmın ilk yıllarında, devlet başkanları istişareyle belirleniyor. Hangi Batı ülkesinde bu örneği bulabilirsiniz? Sonra hükümdarlar enaniyetlerine teslim olunca, adalet terazisinin şirazesi kayıyor.

Sa'dî'nin ta 13. yüzyılda ortaya koyduğu "ölçüler"i yarın aktaracağım. Önce duyulması gereken bir çığlığı vereceğim.

Eskiden nasıl hükmedilmesi gerektiğine dair siyasetnameler ve nasihatnameler yazılmıştır. Pendnameler de aynı türden. Bu öğütler, çoklukla Kur'ân hükümleri esas alınarak ortaya konmuştur.

En son ünlü şair Şirazlı Sa'dî'nin "Hükümdara Öğütler (Nasihatü'l-Mülûk)" kitabı yayınlandı. Sa'dî (1193-1292), bildiğiniz Gülistan ve Bostan'ın yazarı. Sa'dî, Selçuklu sahasında doğmuş, Nizamülmülk'ün, Batınî-Haşhaşî Hasan Sabbah'ın yaygınlaştırmak istediği "bâtıl" fikirlerine karşı Sünnî İslâm âlimleri yetiştirmek için kurduğu Nizamiye Medresesi'nde (üniversitesinde) yetişmiştir.

Burada "hükümdar" sözünü, "idareci" olarak almalıyız. Geçmişte, tek söz sahibi "hükümdar"dı.

Sa'dî'nin, nasıl bir idare kurulması gerektiğine dair öğütlerine bakalım. Hangileri zamanımızın icraatıyla örtüşüyor, hangileri örtüşmüyor?

"Hükümdar, din bilginleri ve önderlerini saygın ve onurlu kişiler olarak her zaman üstün tutmalı, onla­rı her an yanında oturtmalı, onların onayı ve onların görüşleriyle ülkeyi yönetmelidir. Böyle olursa saltanat şeriatın [kanunların] emrinde olur. Şeriat saltanatın emrinde değil."

 "Hükümdar kanıtlarını [delillerini] görmeden, söyleyenlerin gü­venilirliğini bilmeden, suçun işlendiğini kesinleştir­meden bir kişinin ihanetini asla onaylamamalı, onu asla cezalandırmamalı."

  "Hükümdar, zulme uğramışlara, zalimlerden hak­kını alıp vermeli. Bunu haksızlığa uğramışlar şaşkın­lığa düşmesin diye de yapmalı. Çünkü şöyle denilir: 'Hırsızları ortadan kaldırmayan hükümdar, gerçekte kendisi kervanları yağmalar.'"

 "Hükümdarın şanına haksız ve gereksiz yere öf­kelenmek yaraşmaz. Hükümdar hak edenlere öfkelenerek onları cezalandırsa bile intikam alırken de ölçüyü kaçırmamalı ve sınırı aşmamalı, kısas ölçüle­ri içerisinde kalmalıdır. Böyle yaparsa [yapmazsa?] suçlu kendisi olur karşı taraf ise davalı olur."

"Hükümdar dostuyla da düşmanıyla da iyi ilişkiler kurmalı, iyilik yolundan asla sapmamalı. Böyle yapar­sa dostların kendisine olan sevgileri artar, düşmanla­rın da ona olan kinleri ve düşmanlıkları azalır."

"Hükümdar her iki-üç ayda bir kez zindan yetkili­lerine zindanlıkların durumlarını ayrıntılarıyla incele­mesini ve iyice araştırmasını buyurmalı. Bunu düzen­li yaparak suçsuz ve gereksiz yere zindanda kalanları dışarı çıkarıp kurtarmalı, suçları küçük olanları birkaç gün içerisinde özgürlüğüne kavuşturmalı. Bütün bun­ları zindanın yetkili kadısının gözetiminde yapılması­nı buyurmalı."

"Hükümdar işlediği suçtan dolayı cezalandırılıp yok edilmesi gereken kişinin kanını döktükten sonra çoluk çocuğunu ve ailesini bakımsız bırakmamalı."

"Din sadece bilgi ile, egemenlik ise sadece hoşgö­rüyle korunabilir."

Sa'dî, bugünü görmüş, bütün zamanlara hitap etmiş!



   
 

yorum ekle