Eklenme Tarihi : 3/22/2016
MEHMET NURİ YARDIM

İsmet Binark üzerine...


MEHMET NURİ YARDIM

Türkiye'de ilim dünyasında emeği, hizmeti ve gayreti olanlar arasında İsmet Binark mümtaz bir şahsiyettir. Bir çok kişi onu tanımaz, faaliyetlerinden haberdar değil. Olması da beklenemez zaten. Zira medyatik veya popüler değildir. Ama ilim ve kültür dünyamızda şüphesiz ki unutulmaz bir yeri vardır.

         İsmet Binark uzun yıllar kütüphaneciliğe ve arşivciliğe çok değerli katkılarda bulundu. 1964 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Kütüphanecilik Bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra 1967 yılında Milli Kütüphane'de memuriyet hayatına başladı. Burada şef, şube müdürü, başuzmanlık görevlerinde bulundu. 1971 yılına İngiltere'de ve Finlandiya'da arşivcilik üzerine araştırmalar yaptı. 1975 yılında Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi'nin kurulması görevini üstlendi. 1992- 1997 yılları arasında mesleğin manevi bakımdan en itibarlı makamı Devlet Arşivleri Genel Müdürü olarak kamu hizmetini tamamladı ve emekli oldu. Ayrıca Ankara, Hacettepe ve Gazi üniversitelerinde uzmanlık alanlarında dersler verdi; arşivciliğe meraklı yeni nesillerin iyi yetişmesi için gayret gösterdi.

         Farklı alanlarda kıymetli araştırmalar yapan Binark, başta arşivcilik ve kütüphanecilik konusu olmak üzere 60'a yakın eser kaleme aldı. Eserleri, Türk kitapçılık tarihi ve sanatı, kültür tarihi, Ermesi meselesi, parlamento tarihi, biyografi, bibliyografya ile arşivcilik tarihi ve modern arşivciliğe dairdir.

         Elimde İsmet Binark Armağanı var. Kapağı rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal ile İsmet Binark'ın birlikte çekilmiş fotoğrafı süslüyor. Yayıma hazırlayanlar İshak Keskin, Ş. Nihal Somer ve Nizamettin Oğuz. Bir vefa borcu olarak gördüğüm bu eser, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasında çıktı. Kitapta Arif Aşcı ve Arif Usluy başta olmak üzere 29 yazarın makalesi yer alıyor. Bunların bir kısmı İsmet Binark'ın hayatı, ilmî çalışmaları, hizmetleri ve eserleri hakkında, diğerleri müteferrik. Kitabın arka kapağında İsmet Binark'tan iktibas var. Mühim teşhis ve tespitleri ihtiva eden bir paragrafı paylaşmak istiyorum:

         “Dünyâda yeni dengelerin kurulduğu günümüzde, bu dengelerin kuruluşunu dışarıdan seyrederek, bize biçilecek rolleri kabullenmek yerine; inisiyatif kullanarak kendi rolümüzü kendimizin tâyin etmesi, geleceğimizin güvencesi olacaktır. Kendi kaderine sâhip olmak, dünyânın geleceği belirlenirken o sahnede tekin rol almakla mümkün olabilir. Bu büyük hesaplaşma ve anaforun içinde yapılacak şey, millet olarak, bizi biz yapan aslî değerlerimizi birlikte paylaşmak, millî kimliğimizden kopmadan, birleşen küresel dünyâda yerimizi almak ve varlığımızı devam ettirmektir. Esâsen, mevcut şartlarda başka bir alternatif de yoktur. Türkiye hem bütünlüğünü korumak, hem de küreselleşmeden daha fazla pay alarak hızla gelişmek durumundadır.”

         İstanbul'da Zâhir Yayınları adıyla Yüce Gümüş'ün Yayın Yönetmeni olduğu güzel bir yayınevi kuruldu. Bu ocaktan Binark'ın üç eseri neşredildi: Küreselleşmenin Din ve Toplum Yapısı Üzerindeki EtkileriKültür ve Din Dinin Toplum Bütünleşmesindeki Yeri ileVakıf MedeniyetiKültür ve Din kitabının başındaki ithaf, âlimimizin beslendiği kaynak şahsiyetleri işaret etmesi bakımından ehemmiyet arz ediyor, okuyalım: “Yazdıkları ve söyledikleriyle, fikir ve gönül dünyâmızın şekillenmesinde çok önemli yerleri olan Hak dostu üç gönül erinin; mürşîd-i âgâh Ken'an Rifâî, hayrü'l-halefi Sâmiha Ayverdi ve mahviyet âbidesi İlhan Ayverdi'nin aziz hâtıralarına ithaf edilmiştir…”

         Eserin temas ettiği mevzular geniş ve hayatî derecede değerli. “Din Nedir?” sorusuna yazarın verdiği cevapla yetinelim: “Din, insan ile Yaradan'ı arasındaki vazgeçilmez bağlılıktır.  Din, bizim irâdemizi, en büyük irâde olan Allah'ın irâdesine bağlayan bir olgudur.  Din, toplumu birleştiren ve bütünleştiren, toplumun ortak değer hükmüdür. Din, insan ruhunun ana gâyesi olan ahlâk ve inanç kaynaklarına hayat vermesi bakımından çok önemlidir. Bu inanç ve ahlâk kavramları ise, örfleri ve âdetleri meydana getirmiş ve böylece milletlerin vazgeçilmez ana hasletlerinden olan millî kültürler ortaya çıkmıştır. Din, inançları, ibâdetleri, duâları, mâbedleri, merâsimleri, bayramları ile toplumlara hususiyet ve karakter kazandıran ve onu içten birleştiren bütünleştiren, ruh kökünden kavrayan en hayâti müessesedir. Din mukaddestir… Kudsiyet kavramı ile din kavramını birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir.” Vakıf Medeniyeti'ninalt başlığı ‘İslâmiyet'te ve Türkler'de Vakıf ve Yabancı Gözü ile Osmanlı Vakıfları'. Muhtevası isminde âşikâr. Yazımızı, müellifin eserde yer alan duasıyla neticelendirelim: “Allah rızâsı için hizmet edenlerin de, bu hizmete destek verenlerin de, Yaradan'ın himâyesinde olduğunu öğreten bir dinin mensuplarıyız çok şükür… Mümin olmanın idrak ve mes'ûliyeti ile Hakk'a niyazda bulunuyoruz: Ya Rabbî!.. Bu milletin evlâtlarını dîninin yüceliğinden ve ecdadının büyüklüğünden haberdar eyle... Bizleri Sana lâyık kul... Habîb'ine lâyık ümmet… şerefli târihine ve üstün değerlerine lâyık millet eyle!.. Bu dünyâda da, ukbâda da en büyük kazancımız Sen ol!..” 


   
 

yorum ekle