Eklenme Tarihi : 13.10.2013
SERAP BESİMOĞLU

Romancı Livaneli


SERAP BESİMOĞLU

Müzik hayatındaki başarısını edebiyatta da sürdüren, Arafat’ta Bir çocuk, Engereğin Gözü, Bir Kedi Bir Adam, Bir Ölüm, Mutluluk, Leyla’nın Evi ve son olarak da Serenad romanı ile herkesi kendine bir kez daha hayran bırakan Zülfü Livaneli yeni kitabı olan Kardeşimin Hikayesi ile de bizleri şaşırtmaya devam ediyor.

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, gitgide insan ruhunun ve aşkın karanlık labirentlerine doğru yol alan baş döndürücü bir serüvene dönüşür. Ve modern bir Bin Bir Gece Masalı’nın kapıları aralanır.

Kardeşimin Hikayesi, aşkın mutlulukla ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, insan ruhunun karmaşıklığına, cinayete, unutmaya, hatırlamaya ve zihnimize dair yeni şeyler söyleyen sarsıcı bir roman. Podima, İstanbul, Moskova ve Minsk kentlerine savrulan ruhların nefes kesen hikayesi.

Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, sayfaları birbiri ardına sabırsızlıkla çevirirken, bir yeraltı nehri gibi akan psikolojik derinliğin farkına varacaksınız.

“Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadenizin lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen hergün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum” .

Polisiye bir hikayeyi aşk ile buluşturan fakat aşkı sorgulamamıza neden olan roman sizi karmaşık bir hikayenin içine sokuyor.
Zülfü Livaneli yeni kitabı ile birlikte mutlulukta son noktanın aşk olduğuna inananlara farklı bir mesaj gönderiyor. Bunu yaparken de okurlarına mükemmel kurgulanmış karmaşık ve tehlikeli bir hikaye sunuyor.
Okumayı sevenler için zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyecekleri kadar sürükleyici bir kitap. 

Küçük sokaktan

büyük mesajlar

1960’lardan bu yana bir çok gazete ve dergide yazıları çıkan Şule Yüksel Şenler’in satış rekorları kıran romanı Huzur Sokağı, her yaştan ve her kesimden insanımızın soluk almadan okuduğu, elden ele dolaşıp, adeta kapışılan bir eser olarak haklı bir şöhret kazanmıştır.
Huzur Sokağı, hasretiyle kavrulduğumuz huzurlu bir cemiyetin, bir çok anahatlarıyla küçük bir sokakta sembolleşmiş şeklidir.

Huzur Sokağı, bugüne kadar milyonlarca okura ulaşmış, neredeyse her evin kütüphanesinde yerini almış, soluksuz okunan bir roman. Hatta bir klasik. Sahip olduğu haklı şöhretle, yüzlerce baskı sayısına ulaşan Huzur Sokağı, birkaç neslin kült kitabı haline geldi.

Gazetelerde tefrika edildi, beyaz perdeye uyarlandı, televizyon dizisi yapıldı, herkesin gönlüne girip huzurun sembolü oldu.

Huzur Sokağı, hasretini çektiğimiz, huzurlu bir cemiyetin, küçük bir sokakta sembolize edilen sarsıcı, duygusal ama hepsinden önemlisi “gerçek”hikayesi. Huzur Sokağı artık klasik bir roman. Yıllardır, on binlerce genç tarafından okunup, satış rekorları kırmış,gençlerin hayata bakışlarını değiştirmiş bir kitap. Birçok insan için Huzur Sokağı, çocukluktan sıyrılma döneminde farklı şeyler okuma isteği artarken keşfedilen, bir solukta okunan; bir eser özelliği taşıyor. Kitabın 30 yılı aşkın sürede 80 baskıyı geçmiş olması zamana karşı durma gücünü ve klasik bir eser olduğunu ispat ediyor.

Dönüp dönüp tekrar okuma isteği duyabileceğiniz bir eser. O kadar güzel bir tat bırakıyor ki insanın damağında, zamanla tiryakisi oluyorsunuz. Bu öykü hayal olamayacak kadar güzel. Okumanızı tavsiye ederim.









   
 

yorum ekle