Eklenme Tarihi : 3/4/2015
MEHMET NURİ YARDIM

Kitap ve gazete




MEHMET NURİ YARDIM

Topluma sunulan kültür araçları arasında kitap ve gazetenin önemi büyük. Ruh akrabası olan kitap, dergi ve gazete arasında büyük bir ideal birliği olmalı, çünkü üçü de toplumu bilgilendirmeye, ilim ve irfanını artırmaya hizmet ediyorlar. Çocukken gazeteler öyle pahalı promosyon vermezlerdi. 1970’li yıllarda hatırladığım ilk armağanlar, kitap ekleriydi, bazı gazeteler haftalık kültür ve aile ilâveleri ile çıkardı.

1990’lı yıllarda basındaki promosyonlarda artış oldu. Artış demek yetersiz olur, patlama yaşandı. Amansız bir rekabet yaşanıyordu. O zaman çok satan bir gazetede çalışıyordum. Bir ansiklopedi savaşı başlamıştı ki, ortalık toz duman. Benim bildiğim ansiklopedi kültür kaynağıdır, insanlar açar bakar, istifade eder. Ama gazetelerimiz ‘en iyi ansiklopedi benimki’  diyerek birbirine giriyorlardı. HürriyetSabah ve Milliyet er meydanına çıkan başpehlivanlardı. Galiba basın hayatımızdaki en hayırlı kavga o oldu. Bir çok eve AnaBritannicaMeydan LarousseBüyük Larousse ansiklopedileri girdi. Kupon toplayıp bayilerin önünde uzun kuyruklar oluşturan vatandaşları hatırlıyorum. Niye saklayayım ben de o kuponları toplayan ve koca koca ciltleri edinenlerdenim. Gazeteler, İslâm Tarihi, Türk Tarihi ile Batı, Doğu, İslâm ve Türk klâsikleri vermeye başladı. Bu kaynak kitapların büyük kısmı evlerin salonlarındaki kütüphaneleri süslerken bir bölümünü eskici arabalarında gözden düşmüş,  gönülden çıkarılmış olarak gördük. Demek ki, “Google Efendi”den sonra nâdide eserlerin pabucu dama atılmıştı. Ne diyelim, Allah kitap muhabbetimizi artırsın.

Promosyon, kitapta kalsa çok iyi. Ama gazetelerin sınır tanımayan ve muhayyilesi geniş olan reklâm ve tanıtım uzmanları, çanak çömleğe, kap kacağa daldılar. Neredeyse zücaciye dükkânları iflas edecek noktaya geldi. Hatta yeni evlenecek bazı gençlerimiz çeyizlerini gazetelerin promosyonuyla tamamlamaya başlamıştı. Oturma grupları, yatak odası, mutfak dolabı verenleri bile duyduk. Araba vermek ise eski âdettendi. Milletimizin araba sevgisi mâlum. Geçmişte  olsa at hediye edilirdi herhalde. Ama günümüzün at’ı da, murat’ı da arabaydı. Belki mübalağa sanacaksınız ama bir gazete uçak vermeye kalkıştı. Bunu manşetinden bangır bangır ilân etti. Bilmiyorum o uçak kime nasip oldu? Kazanan oldu mu, yoksa hayalî ve havaî bir nesne olarak promosyon tarihimize mi geçti? Son bilgi: Geçmişte merkezi yerlerde mezar yeri armağan eden gazeteler görülmüş. Hani bizde bir söz var ya, “Bedava mezar bulsa içine girecek!” diye. Tam da o söze uygun bir hâl. İnanın bugün bir gazetemiz çıkıp da “Eyüp, Karacaahmet, Topkapı, Merkezefendi ve Zincirlikuyu’da bedava mezar yeri veriyoruz” şeklinde kampanya başlatsa bir hayli okuyucu kazanır.

Değerli okuyucular, Türkiye’de basınımızın promosyon tarihine kuşbakışı, biraz da mizahî yaklaştık. Esasen ben gazetelerin kitap hediye etmelerine çok sıcak bakan ve başından beri bu fikri destekleyen biriyim. Hatta kitap eklerinin de -ticarî olmamak kaydıyla- çok faydalı olduğuna inanırım. Zira kültür sayfalarında yeni kitaplar pek duyurulamıyor, kitap ekleri ise bu alandaki boşluğu dolduruyor.

Şükürler olsun ki Türkiye’de kitap okuma oranında büyük artış var. Artık dünyada en çok kitap üreten ve okutan ülkeler arasında Türkiye de görünüyor. Zaten doğrusu da bu değil mi? “Oku!” emriyle başlayan mukaddes bir kitabın, Kur’an-ı Kerim’in bağlıları olarak en çok bizim okumamız gerekmiyor mu? Şimdi dünyada 16. sırada olduğumuz belirtiliyor. Bu sıra yeterli değil. Türkiye dünyada en çok kitap okunan ülke olmalıdır. 


   
 

yorum ekle