Eklenme Tarihi : 2/18/2015
MEHMET NURİ YARDIM

5 ciltte Osmanlı Medeniyeti


MEHMET NURİ YARDIM

Türkiye’nin köklü kuruluşlarından birisi olan Kayıhan Yayınları, az ama öz kitaplar neşrediyor. Yayınevinden mühim bir kaynak eser çıktı. Mümtaz ilim adamlarımızdan Prof. Dr. Ziya Kazıcı’nın Osmanlı Medeniyeti Tarihi başlıklı beş ciltten meydana gelen eseridir bu. Hâlen İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde görev yapan yazar, ‘İslâm Tarihi’ alanında dünya çapında tanınan iyi bir akademisyenimizdir. Yurtiçinde ve yurtdışında bir çok ilmî kongrede tebliğ sunan, konferanslar veren Prof. Kazıcı’nın yayımlanmış eserleri arasında Müslüman Hıristiyan İlişkileri TarihiUçbeyliğinden Devleti Aliyye’ye OsmanlıOsmanlı Devleti Tarihiİslâm Kültürü ve MedeniyetiSultan II. Abdülhamid ve Dönemi Osmanlı DevletiMisyonerlik ve Tebliğ Açısından İncil-Kur’an da bulunuyor. Ayrıca 14 cilt halinde yayımlanan Siyasî Dinî Kültürel Sosyal İslâm Tarihi’nin beş cildini irfanımıza kazandırmıştır.

         Osmanlı Medeniyeti Tarihi, şu beş kitaptan oluşuyor: Osmanlı’da Eğitim ÖğretimOsmanlı’da Vakıf MedeniyetiOsmanlı’da Yerel YönetimOsmanlı’da Toplum YapısıOsmanlı’da Vergi Sistemi. Toplam 1148 sayfadan meydana gelen eserde, bir bakıma Osmanlı bütün yönleriyle araştırılmış ve günümüz insanına o muazzam devlet yapısı tanıtılmıştır. Eser, bilhassa tarih bölümlerinde okuyan öğrenciler için son derece değerli ve faydalı bir kaynak, bir başvuru kitabıdır. Osmanlı’da Medeniyet Tarihi hakkında uzun uzadıya bir tanıtım yazamasak da en azından bir kitaptan biraz ayrıntılı bahsedelim. Osmanlı’da Toplum Yapısı’nın arkasındaki şu arka kapak yazısı, bize ‘devlet ebed-müddet’ anlayışını ayakta tutan sırları bir nebze veriyor, okuyalım:

         “Bir beylik olarak ortaya çıkışından itibaren bünyesinde şartların gerektirdiği değişiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanlı Devleti, sağlam temeller üzerine bina edip geliştirdiği ve kemâl mertebesine ulaştırdığı müesseseleri vasıtasıyla uzunca bir hükümranlık dönemi geçirme imkânı buldu. Bu devlet, ‘destanlarda görülen, âsumanî heykeller gibi, başı, küre-i arzın bir kıtasına yaslanmış, vücudu bir başka kıtasına sarılmış, ayakları ise başka bir kıtasına uzanmış’ heybetli bir vücuda benzemekte idi. Biz, bu vücudun, farklı görevleri bulunan organlarını, yani toplumun sosyal yönünü incelemeye çalışacağız.” Yazı şu satırlarla son buluyor: “İslâm’ı kabul etmesiyle yepyeni bir hayat anlayışına intibak ettiğini gördüğümüz Müslüman-Türk dünyası, bağlı bulunduğu bu yeni dinin emirlerine uygun olarak toplum yapısını şekillendirmişti. Osmanlı Devleti de mensubu bulunduğu dinin prensiplerinden farklı bir şekilde hareket edemezdi. Zira ‘bu devlette din asıl (kök), devlet ise onun bir fer’î (dal) olarak görülüyordu.’ Selçuklu - Bizans sınırlarında ortaya çıkan bu küçük beyliğin, kısa bir müddet sonra, tarihin akışını değiştirecek derecede kudretli bir devlet hâline gelmesinin sebebini bu anlayışta aramak gerekir.” Eserde, Osmanlı toplumunun sosyal ve kültürel özelliklerine ayrıntılı biçimde temas edildiği gibi, farklı mekân ve zamanlarda meydana gelen değişikliklere de değiniliyor. 

(Kayıhan Yayınları, Ticarethane Sokak, Tevfik Kuşoğlu İşhanı, No. 11/33 Sultanahmet İstanbul  www.kayihanyayinlari.com info@kayihanyayinlari.com Tel. 0 212 513 51 90) 




   
 

yorum ekle