Eklenme Tarihi : 1/21/2015
MEHMET NURİ YARDIM

Afet Ilgaz'ın ardından

 

MEHMET NURİ YARDIM

Rahmetli Afet Ilgaz (Muhteremoğlu)’ın cenaze namazını önceki gün Sümbül Efendi Camii’nde kıldık. Tanışıklığımız yıllar öncesine dayanır. Onunla Peyami Safa hakkında yaptığım mülâkat, 15 Haziran 1999 tarihinde Türkiye gazetesinde yayımlanmış, daha sonra bu konuşmayı Romancılar Konuşuyor kitabıma almıştım. Ilgaz orada, “Peyami Safa edebiyatımızın devlerindendir.” diyordu. Çocukluk yıllarını ise Yazar Olacak Çocuklar kitabımda anlatmıştım. Bunun üzerine o zaman köşeyazarı olduğu Milli Gazete’de kitap hakkında bir yazı yazmıştı. Eserlerini tanıtıyordum. Bir gün hakkında hazırlanan televizyon programı için benim konuşmamı rica etmişti. Onun edebiyatımızdaki seçkin yerini dilimin döndüğü kadarıyla anlatmaya çalışmıştım.

         Afet Ilgaz, 2 Ocak 1937 tarihinde Çanakkale Ezine’de doğdu. İlköğretmen Okulu’nu, Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Klasik Diller Bölümü’nü bitirdi. İzmit’te başladığı Türkçe öğretmenliğini İstanbul’da sürdürdü. Sahibi olduğu bir ana okulunda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı, ilk soyadını taşıyan bir kitabevi açtı. Sanat hayatına, İstanbul dergisinde yayımlanan (1956) hikâyeleriyle başladı. Başörtülüler isimli kitabıyla 1965 TDK Hikâye Ödülü’nü kazandı. Edebiyat, tarih, tabiat ve tasavvufla ilgilendi. Çocuk edebiyatından romana, hikâyeden denemeye edebiyatın farklı alanlarında kitaplar neşretti. 10 romanı, 4 deneme kitabı olmasına rağmen kendisini her şeyden önce ‘hikâyeci’ olarak kabul ediyordu. Hikâye kitapları Bedriye (1963), Başörtülüler (1965), Toprak (1968, Toprak İnsanları adıyla 1971), Halk Hikâyeleri (1972), Çeribaşı Abdullah’la İdamlık İsmail (1974), Ölü Bir Kadın Yazar (1983), Menekşelendi Sular (1999) 

         Afet Ilgaz ile son zamanlarda görüşemez olmuştuk. Rahatsızlığı vardı ve sanırım torunlarının yanına yazlığa gidiyordu. Hani bazı şarkılar vardır unutamadığımız. Türküler duyarız bizi alıp ta çocukluğumuza taşıyan. O yıllardan güzel esintiler üfüren. Afet Hanım dönüp çocukluğuna bir yolculuk yaptığında yüreğe işleyen türkülerden birini hatırlatıyordu Yol ve Yolcu’da:

“Çocukluğumun üç yılı Kars ve Iğdır’da geçti ve biz ‘şark hizmeti’ niyet ve amacıyla Çanakkale’den kalkıp Kars’a giderken günlerce süren tren yolculuğumuz bir ara Erzurum’dan Sarıkamış’a kadar dekovil yolculuğuyla geçmişti. Bu dekovil denen araç, giderken, yolcuların kenarından inip dolaştırtan sonra yeniden bindikleri, trene benzer bir şeydi. Sonra da Karslı, Iğdırlı ve Kars’a yerleşmiş Erzurumlu ahbaplardan içmesini öğrendiğimiz bir ‘çay’ gerçeği vardır belleğimde. Özellikle Erzurumlular, semaverlerin başına oturur, küçük, ince belli bardaklarla, kırtlama olmak şartıyla otuz kırk bardak çay içerlerdi. Annem de, üç yıl sonra memleketimize dönerken inip gezdikleri Erzurum’u, ‘Küçük İstanbul’a benzetmiş, öyle diyor. İşte ben kulaklarımda, ruhumda, derin hazlar uyandıran ve sevdiğim seçme türkülerin başında gelen ‘Erzurum çarşı Pazar/ İçinde bir kız geçer / Elinde divit kalem / Dertlere derman yazar’ türküsünün bana hatırlattığı o büyüleyici, karlı, kışlı, kızaklı, taş evli, bej renkli ehramlara sarılı kadınlarıyla bir masal diyârının dâvetine icabet ettim geçen hafta. O sevdiğim Erzurum türküsünün harika bir nakaratı vardır: ‘Ninen ölsün sarı gelin’ diye.”

“Eyvah Dinme” türküsünün çocukluğu üzerinde derin tesirler bıraktığını belirten Afet Ilgaz, yaşadığı Anadolu’yu hâtıralar eşliğinde anlatır. Ad- Semud-Medyen’in yazarı, on yedi yaşlarındaki genç kızlık dönemini unutamaz. Çünkü yazıyla, edebiyatla, kitaplarla yoğrulduğu, ilk yazısının yayınlandığı bir dönemdir bu. Mehmet Seyda’nın Çocukluk Yılları’nda o mutlu çağı dile getirir:

         “Genç kızlığımı severim bak. Çünkü bana ‘on yedi yaşımı’ hatırlatır. On yedi yaşımsa, ilk yazımın çıktığı yaştır. Kocamustafapaşa Caddesi’ndeki evimizin penceresine oturup, cumartesi pazarına gelip gidenleri izlediğim ve bütün semt hakkında, bütün insanlar hakkında derin düşüncelere daldığım yaş, kitaplarla çevrili, kitaplarla dolu bir dünyanın sevgili yaşı... On yedi yaşım, şiir yazmadığım yaş. Bir fıkra yazarak o zamanın en iyi muhalefet gazetesi olan Dünya’da göründüğüm yaş. Daha Falih Rıfkı sağ, dönem Demokrat Parti dönemi. Ve birbiri peşisıra yazı başarılarım. Dünya’da aralıklarla çıkan yazılarım, çocuk öykülerim. İlk telif parası: On beş lira. Sonra Yücel dergisinde ilk öyküm Türk Dili’nde ilk yazım, öykülerim, radyoda ilk oyunum, Radyo Müdürü’nden, dramaturg Adalet Ağaoğlu’ndan gelen kutlama mektupları. Törehan Ödülü’nü kazanan ilk romanım: Eşiktekiler ilk tefrikam, gene bu kitapla, Yeni İstanbul gazetesinde. On yedi yaşımı izleyen dört yılda oldu bütün bunlar. Bu yüzden severim işte ilk gençliğimi, ya da çocukluğumun son yıllarını.” “Her yazarın içinde bir okur ve her okurun içinde de bir yazar olduğuna inanırım. Ben yazma eylemiyle derunî bir şölen yaşarım.” diyen Afet Ilgaz, inançlı, azimli ve kararlı bir yazardı. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

 


   
 

yorum ekle