Eklenme Tarihi : 9/7/2014
MEHMET NURİ YARDIM

Bu kitabı basacak bir yayıncı aranıyor




MEHMET NURİ YARDIM
Sahaflarda dolaşmanın en büyük faydası, kitapçılarda bulamayacağınız hazine değerinde eserlere tesadüf etmenizdir. Onlardan biri ile geçenlerde karşılaştım. H. L. Şuşud’un Fakir Sözleri isimli eseri. İstanbul’da 1958’de basılmış kitap. Kitap dediğime bakmayın bir risale aslında. Topu topu 32 sayfa, yani iki forma. Kitabın başlığının altında “Itlâk Tasavvufundan Lâtifeler” ibaresi var. Belli ki sıra dışı bir eserle muhatabız. Yalnız burada geçen dinî ve tasavvufî tâbirleri sözlüklerden arayıp bulmak gerekiyor. Aslında lügatlerle daha da yakınlaşmamız şart. Çünkü her yeni dost kelime, bize yeni kapılar ve ufuklar açar. Eser 25 Temmuz 1966 tarihinde müellifi tarafından imzalanmış. Ve kitabın içinden bir yazı çıkıyor. Hikâyeci Fahri Celâl Göktulga’nın köşe yazısı, Fakir Sözleri hakkında. Yeni İstanbul gazetesinde 23 Ağustos 1959 tarihinde yayımlanmış. Mevlânâ’nın sözleri okuyucuları karşılıyor ilkin:
“Yoku var ve muhteşem gösterdin, / Yeli gizledin, tozu gösterdin.”

         Peki H. L. Şuşut kim? Eski tasavvuf ehli bazı yazarlar, isimlerini yazmayı pek sevmezmiş. Mecbur kaldıklarında sadece soyadlarını kullanırlarmış. Mevlânâ muhibbi Refi Cevat Ulunay gibi. Yazar yazılarında ve bazı kitaplarında sadece Ulunay soyadını kullanmış. Şuşud’un H. L.’sini düşünürken bir taraftan yazar sözlüklerini tarıyor, diğer yandan daha önce duyduğum bu ismi hatırlamaya çalışıyordum. Tamam, şimdi buldum. Yıllar önce rahmetli Ergun Göze, bu yazardan Hasan Lütfi Şuşud’dan bahsetmiş ve önemli bir tasavvuf adamı olduğunu söylemişti. Sonra da bir eserini, başında bulunduğu Boğaziçi Yayınları arasında neşretmişti. İslâm Tasavvufunda Hâcegân Hânedânı adlı kitabın tanıtımında “Şimdiye kadar böylesine bir kitap yazılmadı. Merhum Hasan Lütfi Şuşud bizzat feyz aldığı kaynağı, bağlandığı Türkistan’ın mânâ büyüklerini titizlikle ve çok değişik bir perspektiften vermektedir.” deniliyordu. Fakir Sözleri’nin önsözünde H. L. Ş.’nin şu satırlarını okuyoruz:
“Bu lâtifeler sohbet mevzûlarıdırlar. Saf İslâm tasavvufundan nasibi olanlara mahsus ve insanlıktan uyanacak kimselerin malıdırlar. İtlâk tahassürüne, tahkik iştiyâkına erişmişler bunların kadrini bilir. Alışılmış telâkkilere aykırı görünen cihetleridir bu zevâta şevk veren, Kevn’den çıkma yolunu gösteren. Akıl ve nakil efsânelerinden henüz bîzâr bulunmayanlara da izahları mümkündür. İnsanda, yâni idrâk’da, hudûtsuz uçurumlar vardır, daha ulu hakikatleri de hazm eder: kalbin mührünü fek etmek şartiyle.”

         Fakir Sözleri, özlü söz, vecize tarzında hazırlanmış bir kitap. Bir çırpıda okunuyor. Bazı güzel sözleri seçtim, paylaşmak istiyorum. Şöyle ki:
“Hakâiki bulmayanlar, merâsimi din edindiler.”,
“Allah’tan konuşan çok, Allah’ı bilen yok.”,
“İnsan için kurtuluş vardır, insanlıktan ötede.”,
“Ne kadar yoksan o kadar hâkimsin, ne kadar varsan o kadar mahkûmsun.”,
“Muşahhasta kalma, mücerrede eriş.”,
“Uyanık insan çok, insanlıktan uyanmış yok.”,
“Tok gezdiğin gün kendini sâlik sayma.”,
“Kudret’i Acz’de ara, Serveti Fakr’da ara, Hayat’ı Ölüm’de ara, Varlığı Yok’ta ara.”,
“Her şey maddedir, ammâ madde madde değildir.”,
“Mâlûmât Gayb’a perdedir.”,
“Doğarken kaybettin, öldükte bulursun.”,
“Tasavvuf bilmek değil, bitmektir.”,
“Kapı kapı dolaşma, muradlar sendedir.”,
“Müridlere bak mürşidi anla.”,
“Riyâzetsiz beden akordsuz çalgıdır.”,
“Tahkike erişen kurtuldu: Bugün zulmetten, yarın kulluktan.”

Hikmet deryasından inci mercan toplamayı sürdürüyoruz. Elbette her söz üzerinde durmalı, her fikir üzerinde zihin temâşâsında bulunmalı. O altın sözlerin devamı var:
“Allah’ı bulan her şeyi buldu.”,
“Göz verildi, görülmezi göresin diye. Ayak verildi, erilmeze eresin diye.”,
“Evvel zamân karanlıktır nurânî. Âhir zaman bir aydınlıktır zulmânî.”,
“İş, vücûddan vecde gidiştir.”,
“Rehber deniz feneridir: Hedef değildir, ışığını da gizlemez.”,
“Dünya serâptır, zehirli. İbâdâttır panzehri.”,
“Sen ölmeden gönlün dirilmez.”,
“Envâr, esrardan mahrum kılar.”

Arada bir gönlü dinlendirip nefes almalı. Zira akıl terazisi, bu kadar hikmet goncasını yekten tartamaz. Biz yine yolda olalım:
“Seni senden öteye götürmektir, rehberin işi.”,
“Açlık ölüyü diriltir, tokluk  diriyi öldürür.”,
“Ne aradın da İslâm’da bulmadın?”,
“Gâfil varlıklarla, kâmil yokluklarla beslenir.”,
“Fenâ ehli ateşte hayat bulur, semender gibi.”,
“Seni yakarsa o sanat eseridir.”,
“Âlem muhteşem bir yalandır.”,
“Yokluk vatandır, varlık gurbettir: ulu meşrepli kimseye.”,
“İçinden çıkmadıkça dünyâ bilinmez.”,
“Fakr gibi servet olmaz, açlık gibi gıda olmaz.”

Kitapçığın sonunda metinlerde geçen tâbirlerin açıklaması var. Bir yayıncı, bu eseri tez elden alıp yayınlamalı. Zira toplum olarak böyle rehber sözlere çok ihtiyacımız var.

 

   
 

yorum ekle