Eklenme Tarihi : 04.08.2013
MEHMET NURİ YARDIM

Tatillerde Okumak


MEHMET NURİ YARDIM

Tatillerde zamanı daha iyi değerlendirebilmek için, kitaplara daha ciddî yönelmeliyiz diye düşünüyorum. Günlük koşuşturmalardan kurtulduğumuz özel günlerde kitap sayfalarında dolaşmak en doğru davranış olsa gerek. İşte benim bu sıralarda okuduğum kitaplardan bir kaçı. Her biri ayrı bir yazıyı hak eden bu kıymetli eserlerden, mecburen kısaca söz etmem gerekecek.

Tanıdığım Ünlü Türkçüler (Ötüken): Hâtıralar bir yazarın geçmişe dönüşü, yaşadıklarını yâd etmesi, bir nefis muhasebesi yapması ve mâziden hâle ibret levhaları taşıması demektir. Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu”nun Tanıdığım Ünlü Türkçüler kitabında bir ülküye, bir ideale gönül verip hizmet edenlerin hâtırası yaşatılırken, örnek şahsiyetler yeni nesillere de tanıtılıyor. Yazar, Türk milliyetçiliğine kendini adamış ve hizmet etmiş bir çok şahsiyeti sıcak ve samimi üslûbuyla anlatıyor. Kitaptaki 43 isim arasında şu yazar ve edebiyatçılar da var: Orhan Şaik Gökyay, Ârif Nihat Asya, Nihal Atsız, Osman Turan, Osman Yüksel Serdengeçti, Fethi Tevetoğlu, Hikmet Tanyu, Fethi Gözler, Azmi Güleç, Faruk Kadri Timurtaş, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Galip Erdem, Necmettin Hacıeminoğlu, Mehmet Çavuşoğlu, Erol Güngör.

Bir Sepet Kiraz (Elips): Sabahat Emir değerli bir hikâyeci ve romancı. Bütün eserlerinin bir talihsizlik sonucu uzun zamandır neşredilmemesi, yazar ile okuyucuları arasına bir hasretlik duvarı örmüşse de, son yıllarda Emir”in gerek Türk Edebiyatı”nda okuduğumuz hikâyeleri, gerekse uzun bir aradan sonra gün ışığına çıkan Bir Sepet Kiraz adlı kitabının yayımlanması, bize yazarımızın ”yeniden doğuşu” gibi müjdeli ve anlamlı geldi. Yazar önsözde “Bence ”hikâye”, hayatımızın kenar süsü, edebiyat dünyasının da altın anahtarıdır. Hikâyeyi seçmem, sanatımda hikâyeye ağırlık vermem bu yüzdendir. Benim hikâyeyi bırakamadığım gibi hikâye de beni bırakmıyor” diyor. Duygu yüklü, düşündüren, coşku dolu 18 sımsıcak hikâye. Edebiyatı ciddiye alanlar, yazarın diğer hikâye ve romanlarını şimdiden özlemeye başladı.

Yalnız Dönüyorum (L&M): Cumhuriyet devri Türk edebiyatının unutulmuş yazar ve şairlerinden Şükûfe Nihal”in bütün kitaplarının yeniden yayımlanması önemli bir yayıncılık faaliyeti olarak kaydedilmelidir. Yazarın Domaniç Dağlarının Yolcusu”ndan sonra Yalnız Dönüyorum kitabı da okuyucuya ulaşmış bulunuyor. Kitap, şair kimliğiyle ön plâna çıkan Şükûfe Nihal”in romancı vasfıyla tanınmasını sağlayan beş romanından biri. Roman, kadın edebiyatçımızın yazarlık serüveninde ferdî konulardan sosyal temalara doğru geçiş dönemi özelliği taşıyor. Kendini memleketine karşı sorumlu hisseden bir aydın kadın duyarlığıyla, meseleleri işleyen yazar, roman kahramanı Yıldız”ın içinde bulunduğu yalnızlığı şiirli bir dil ve hâtırat üslûbuyla ortaya koyuyor. Millî Mücadeledeki büyük şahlanışı iyi görmek için okunmalı.

Aşka Verilmiş Muhtıra (Asil): Usta yazar ve şairlerimizden Yahya Akengin”in son romanı. Kitapta, bir aşk ekseninde 12 Mart 1971 Muhtırası”nın verildiği dönem ele alınıyor. Ankara merkezli romanda yazar, “insan gerçeği” odağından uzaklaşmadan, istikamet arayışları içindeki Başkent”in arka plânını kurcalayarak ülke meselelerine açılıyor. Günümüze de uzanılan romanda Türkiye”nin son 35 yılına ve siyasî gelişmelerine adamakıllı dokunuluyor. Bir duygu ve düşünce hesaplaşması niteliği taşıyan romanda yazar, sürükleyici üslûbu, akıcı dili, estetik ve teknik özgünlüğü ile edebiyat eseri okuyucularına bir zihin sofrasının zevkle hazırlanmış bol çeşitli lezzetlerini ikram ediyor.
Buz ve Fire (Hece): İhsan Deniz, yirmi beş yıllık şiir serüveninin birikimini Buz ve Fire”de topladı. 1980 ile 2005 yılları arasında kalbe doğan ve çeşitli dergilerde yer bulan bu şiirlerde, şehirli bir şairin, kendisini, eşyayı ve evreni sorgulayan tavrına tanık oluyoruz. Esrarlı ve büyülü olayları araştıran bu zihin jimnastikleri arasında, uyanık bir şuurun aralıksız kazı çalışmalarına da rastlıyoruz. Deniz, gelenekçi anlayışa veya modern sanata iç kapılarını ve gönül pencerelerini tam kapatmayan, ama sonuna kadar da açmayan, ”kendi” olabilen bir şair profili sunuyor okuyucuya. “Şiir, dilin şaire bir oyunudur.” diyor İhsan Deniz. İyi ki, bu oyun oynanıyor ve iyi ki şair şiir yazıyor diyorum ben de. Zevkle okudum metinleri. Şiiri ciddîye alanların, sanata gerçekten değer verenlerin, bu şiirlerden unutamayacakları tatlar alacaklarına inanıyorum.

Fuzûlî ve Sezai Karakoç (İlhan Genç): Doç. Dr. İlhan Genç”in bu eseri Türk şiirinin iki önemli ismi Fuzûlî ve Sezai Karakoç”un Leyla ile Mecnun”ları üzerine yapılmış ilk ciddî ve karşılaştırmalı incelemedir. Ülkemizde son derece sınırlı bir çerçevede gördüğümüz mukayeseli edebiyat alanında önemli bir gayretin ürünü olan eserin akışında, Türk şiirinin kendine has seyrinin ifadesini görebiliyoruz. Divan şiirimizin en büyük şairi Fuzûlî ile günümüzün çok değerli müstesna bir şairi olan Sezai Karakoç”u daha iyi anlamamızı ve eserlerini kavramamızı sağlayan İlhan Genç, bu yolda daha nice çalışmaların yapılabileceğini de araştırmacılara hatırlatıyor. Bu iki şairle birlikte Leyla ve Mecnun”un efsanevî hikâyesini yeniden yaşamak isteyen okuyucular, kitabı okurken gerçek aşkın derinliklerinde muhteşem bir iç yolculuk yapacaklar.

Elde Kitap (Neden): Edebiyatımıza hikâye ve romanlar kazandıran Necati Tosuner”in bu kitabı, 1972 ve 2005 yılları arasında yazdığı denemelerden oluşuyor. Tosuner, bu metinlerde edebî konulara, edebiyatımızın temel meselelerine ve hayata dâir görüşlerini, hâtıralara da yaslanan özgün bir anlatımla aktarıyor. Kitapta yer yer edebiyatçılardan aktarılan anekdotlar, kısa değinmeler ve şiirler var. Üstünde düşünülecek ve altı çizilecek satırlarla dolu bir deneme buketi.


   
 

yorum ekle