Eklenme Tarihi : 3/7/2018

Seri katilin kurtuluşu yok



Rekor baskıyla, seri katil, istismarcı
ve göçmen peşinde

 

Başkomser Nevzat’ın yeni ve sürükleyici bir macerasında daha birlikteyiz. 400 sayfalık gazeteyi okumak gibi “Kırlangıç Çığlığı”. Zira son birkaç yılda ülkenin sosyal gündeminde ne varsa bu polisiyede de o var. Onun dışında bir seri katil, çokça vicdan muhasebesi, hâkim siyasete birkaç laf,cinselliksiz bir aşk/sevgi, gerçekler ve saflık var romanda. 

Böylece 300 bin satar mı kitap? Daha fazlasını da satar. Çünkü garantisi Ahmet Ümit

KÜRŞAD OĞUZ

Siyaset, siyasetçi ve terörü dışarıda bırakırsak son birkaç yılda gazetelerin manşetlerinde daha çok ne var? 1) Göçmen Suriyeliler. 2) Çocuk tacizleri. Bu ikisi için “kanayan yara” ve “insanlığımızla yüzleşmede bir ayna” dersek, yanlış yapmış olmayız. Ahmet Ümit de bunu çok iyi bildiği için Başkomser Nevzat karakterinin yeni polisiye macerasını bu iki konu üzerine örmüş. Bir hastanedeki 115 hamile çocuk skandalından organ kaçakçılığı haberlerine, bahis oyunlarından sabıkalı yurtlara kadar okuru yakalayacak başka gerçek dramları romanına katmaktan da imtina etmemiş.

Neden? Çünkü okuru bağlayan roman onu farklı meselelerde ikircikli fikirlere sürükleyen ve kendini sorgulatan romandır. İşte, “Körebe” adlı, çocuk tacizcilerine musallat olan bir seri katil ve Suriyelilerin İstanbul’daki yaşamları üzerinden bize fikirlerimizi sorgulatarak bunu yapmak istiyor Ahmet Ümit. Bir seri katile, eğer çocuk tacizcilerini öldürüyorsa sempati duyar mısınız? Bir çocuk tacizcisi, eğer kendisi de çocukluğunda tacize uğramışsa acımayı hak eder mi yoksa onu yok mu etmeliyiz? Suriyeli göçmenler gerçekten bu ülkede zor koşullarda mı yaşıyor yoksa bir kısmı bu durumu kullanıyor mu? Kötüleri öldürerek adalet dağıtılabilir mi? Farklı cevaplar sizde ve bu romanda.

ORİJİNAL Mİ TAKLİT Mİ?
“Kırlangıç Çığlığı” 2017 yılının Haziran sıcağında, Kasımpaşa’da bir çocuk parkında ensesinden tek kurşunla vurulmuş, gözünde kırmızı kadifeden bir bağ bulunan, sağ kulağı kesik ve yanında pembe elbiseli bir oyuncak bebek olan bir erkek cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Önceki akşam sevgilisi Evgenia’nın meyhanesi Tatavla’da eğlenen Başkomser Nevzat’ın
yardımcısı Ali ve kriminolog Zeynep’le olay yeri incelemeleri önce bir ipucu vermiyor. Ta ki birkaç gün sonra Tophane’deki çocuk müzesinde türdeş bir ceset bulunana ve iki maktulün de çocuk tacizcisi oldukları ortaya çıkana kadar. Akıllara hemen,
2012’de 12 çocuk tacizcisini aynı ritüellerle öldürmüş ama bir türlü yakalanamamış seri katil “Körebe” geliyor. Polisteki işleyişi çok iyi bildiği anlaşılan “Körebe” 5 yıl sonra hortlamış mıdır? Yoksa biri onu taklit mi etmektedir? Başkomser Nevzat ve iki yardımcısının işi bu olayı aydınlatmaktır. Bu arayışta karşılarına eski yurt müdürleri, Suriyeli çocukların bedenlerinden faydalanan organ kaçakçıları, eski emniyetçiler, mafya babaları çıkar. Şüpheler en yakın isimlerden en potansiyel
karakterlere savrulurken okur da kendine bir katil seçmek zorunda kalır. Ben tahminimde yanılmadığımı söyleyerek bu faslı
kapatayım.

GÜNCELİN YENİDEN KURGUSU 
“Kırlangıç Çığlığı,” Ahmet Ümit romanlarının büyük bölümündeki mekânlardan farklı bir yerde geçmiyor. Fonda Müzeyyen Senar, başta Beyoğlu ve çevresi olmak üzere İstanbul’un muhtelif semtlerinde dolaşıyoruz. Karakterlerin sahiciliği ve diyalogların samimiyeti dikkat çekiyor; bir-iki abartı dışında ilişkiler sırıtmıyor, özellikle de Ali ile Zeynep’inki. Tabii bütün bunlar en başta bahsettiğim “romanın güncelliği” ile ilgili daha çok. Ahmet Ümit, günceli alıp yeniden kurgulayan türün önemli yazarlarından zira. “Bir çırpıda okudum” lafı romanda farklı hazlar arayan bazılarına ters gelebilir ama “Kırlangıç Çığlığı” gerçekten bir çırpıda okunuyor. Neticede, “seri katil” kavramı bu coğrafyaya uzak kalsa da, bizi içine alan bir polisiyeden bahsediyoruz.

Ama romandaki neredeyse her karakterin hikâyesinden bir taciz çıkması biraz sırıtıyor. “Yok artık” ya da “Yüzde gerçekse, yandık demektir” diyorsunuz.

‘DAHA FAZLA KONUŞTURMA BENİ’ 
Beklentileri olanlar için, satır aralarına sıkışmış “muhalif” yaklaşımlar da var romanda. “Bizim ne işimiz vardı Suriye’de” diyen bir polis; romanın geneline yansıyan İstanbul’un beton yığınına dönüştüğü sitemleri; “Kendisinden olmayanlara yaşam hakkı tanımayan idarelerde önce polis teşkilatı kirlenirdi” tespiti gibi... Bu noktada romandaki en sert kısım ise Suriyeliler bahsinde Başkomser Nevzat’ın ağzından dökülenler: “Alçaklıkların en rezili siyasi alçaklıktır. Buna bir de mezhep ve dini karıştırırsan, bildiğin şerefsizlik çıkar ortaya... Şu anda onu yaşıyoruz. Üstelik bunun bedelini bütün millet ödüyor... Bari zavallı Suriyelilere yardım edebilsek. Onu da yapamıyoruz. Sus, sus, daha fazla konuşturma beni..."

Tamam hepimiz susalım ve “Kırlangıç Çığlığı” vesilesiyle çocuk tacizi konusunda gerçekten sonuç alıcı ne yapılabilir, iyice bir düşünelim artık.

BAŞKOMSER NEVZAT 
Ahmet Ümit’in 1990’ların sonunda yarattığı bir polisiye karakter. Balat’ta oturur, eski bir otomobili vardır, karısı ve kızını bir faciada kaybetmiştir, şimdi Rum Evgenia ile birliktedir. Ümit’in “Şeytan Ayrıntıda Gizlidir”den “Kavim”e, “İstanbul Hatırası”ndan “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi”ne kadar 10’a yakın romanının ana karakteridir.

ROMANIN BİR GERÇEĞİ ORTAYA KOYAN ÇARPICI CÜMLESİ

“Kimsesizlik korkunç bir şey. Annen baban yoksa çocukluk korkunç bir şey. Birileri sana ilgi göstersin istiyorsun, birileri seni
sevsin istiyorsun, birileri seni takdir etsin. O insanın sana neden sevgi gösterdiğini anlayacak tecrüben yok. O gülen gözlerin, o tatlı sözlerin, şefkatli dokunuşların arkasında nasıl pis bir arzu yatıyor, bunu fark edecek tecrübeye sahip değilsin. Sana iyi
davranan bir yetişkin hemencecik kazanıyor kalbini. Üstelik bu kişi kaldığın yurdun müdürüyse...”

300 BİN REKORU
“Kırlangıç Çığlığı” 300 bin adetlik bir ilk baskıyla piyasada, ki bu yayıncılık dünyamızda bir rekor. Merak edip sordum yayınevine, “Ahmet Ümit’in sizdeki romanları ne kadarlık toplam satışa ulaştı” diye. Sadece Everest’te 25 romanı 650 binin üzerinde satmış, ki diğer baskıları da düşünürsek Türkiye için büyük başarı"

Kaynak: HaberTürk Gazetesi