Eklenme Tarihi : 3/19/2017

Atatürk milletin çimentosu


Ülkenin bütün varlıkları 
satıldı, para nerede?..

“Söz Konusu Vatan İse”yi neden yazdığını anlatan Turan, Türkiye’yi bekleyen tehlikeye dikkat çekti ve şöyle dedi: Özelleştirme denildi, ülkenin bütün varlıkları satıldı. O paralar nereye gitti, belli değil. Şimdi satacak tek bir şey kaldı; vatan toprakları! O da olabilir!..



Ülkenin bütün varlıkları satıldı, paralar nerede?




NİL SOYSAL
“Söz Konusu Vatan İse”… Bu kitabı sen, ben, o değil, hepimiz hemen okumalıyız!.. Hiç zaman kaybetmeden, derhal! Çünkü duayen gazeteci-yazar Rahmi Turan'ın da dediği gibi; şu anda söz konusu olan tek şey vatan!.. Bunun daha ötesi yok. Ama şunu da belirtmekte fayda var ki; bu kitabı okumak bize iyi gelecek. Niye derseniz; size yazarının arka kapağa yazdıklarından bir alıntıyla yanıt vermek istiyorum: “Türk adı ve Atatürk bu milletin çimentosudur… Ve beton çok sağlamdır!” İşte bu kadar! Gerisi teferruattır…

YAZI SEÇİMİ DOĞRUYDU
*Hem çok çarpıcı hem de deyim yerindeyse günün anlam ve önemiyle örtüşen bir kitap bu. SÖZCÜ'deki yazılarınızdan seçmişsiniz. Bu seçimi neye göre ve nasıl yaptınız?
Halk Kitabevi'nin yöneticisi Hüsnü Yamak aradı. Yazılarımdan kitap yapmak istediklerini söyledi. “Memnuniyetle” dedim ben de. Onlar hazırladılar ve bana yolladılar. Hakikaten beni de çok tatmin etti düzenleme biçimleri. Bu kitaptaki yazıların doğru seçimi, düzenlemesi hep Hüsnü Yamak ve ekibinin başarısıdır. Ben de kendilerine teşekkür ediyorum. Binlerce yazı arasından seçmişler. O yazılardan sadece Atatürk, cumhuriyet ve laiklikle ilgili yazıları seçmişler.

DÜNYADA EŞİ YOK!..
*Kitaptaki çarpıcı tespitlerden biri; AKP'nin 2002'den beri başkanlığı hedeflediği… 
Gayet tabii. Ancak önce şunu belirteyim; ben başkanlık sistemine karşı değilim. Ama doğru düzgün başkanlık sistemine karşı değilim. Bizdeki başkanlık gibi değil. Bizde abur cubur şeklinde, her şeyin 18 maddenin içerisine tıkıştırıldığı bir sistem dayatılmak isteniyor. Dünyada böyle bir başkanlık sistemi yok. Bu padişahlığın ötesinde. Padişah hiçbir zaman bu kadar sınırsız yetkiye sahip değildi. Bu yeni sistemde A'dan Z'ye, aklınıza ne gelirse, her şeye cumhurbaşkanı tek başına karar verecek.

ÜLKEYİ SAVAŞA SOKABİLİR
*Bizi bekleyen tehlike ne?
Meclis işlevsiz olduğu için, tek adam kalkıp ülkeyi savaşa bile sokabilir. Ya da mesela bir devletin can damarı nedir; bütçesidir. Bütçe kanunu çok önemli bir kanun biliyorsunuz. Bu bütçeyi cumhurbaşkanı yapacak ve Meclis'e sunacak. Diyelim Meclis bunu reddetti. Hiç önemi yok! Çünkü o zaman da bir sene önceki bütçe aynen devam edecek! Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinin12'sini yine cumhurbaşkanı seçecek!..
*Peki sürdürülebilir mi böyle bir sistem?
Her şeye bir kişi karar verdiği vakit, bu ne kadar devam eder bilmiyoruz. Ama,“Ey Amerika… Ey Almanya… Ey Fransa… Ey Hollanda…” derken ipler bir yerde kopabilir. İpler koptuğu vakit ne olur? Bugün biz yüzde 50'ye yakın ihracatımızı Avrupa Birliği ülkelerine yapıyoruz. Bu pazar yüzde 10, yüzde 20 daralsa bile ülkemiz perişan olur. Şu anda da durumumuz parlak değil. İşsizlik büyük boyutlarda. Büyüme çok düşük. AKP döneminde ortalama büyüme yüzde 3'lerde. Bu işsizliğin, fakirliğin artması demek. AKP zamanında fabrika kuruldu mu? Hayır! Özelleştirme denildi, ülkenin varlıkları satıldı. O paralar nereye gitti belli değil. Şimdi satacak tek şey kaldı; vatan toprakları! O da olabilir! Abdülhamit, Kıbrıs'ı 1878'de İngilizlere borç karşılığında 100 yıllığına kiralamıştı. 1. Dünya Savaşı sonunda İngilizler adaya el koydu. Şimdi adanın üçte birini kurtarmaya çalışıyoruz.

CEVAP VEREN BİLE YOK
*Adalar böyle gitmedi mi?
Vatan topraklarının önemli bölümü o dönemlerde böyle gitti. Şimdi inşallah öyle bir şey olmaz. Ben bu konuda en az 10-15 yazı yazdım. İlk yazdığımda 16 adaydı, şimdi 18 oldu. “Ege'deki Türk adalarını Yunanistan işgal ediyor” gibi yazılar yazıyoruz. Fakat bir kelime cevap vermediler bugüne kadar… Yönetimde tam bir vurdumduymazlık hâkim. Ülkemize yazık oluyor!

YÖNETİMDE VURDUMDUYMAZLIK HÂKİM. ÜLKEMİZE YAZIK OLUYOR!
Geçmişe ve geleceğe ışık tuttuğu yazılarını bir kitapta toplayan Rahmi Turan, gündemi değerlendirdi. Turan, “Yönetimde vurdumduymazlık hâkim. Ülkemize yazık” dedi.

NUTUK'U HERKESİN OKUMASI LAZIM

* “Nutuk”u herkes okumalı! Kitapta bu vurguyu görüyoruz…
Nutuk Atatürk'ün çok büyük bir eseridir. Hem kitap olarak değeri var, hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu A'sından Z'sine kadar anlattığı için ayrı bir değer taşıyor. O nedenle onu herkesin okuması lazım. Ben de onu iki ayrı bölümde tavsiye ediyorum.

SAMİMİ BULMUYORUM
*Yine kitaba bakınca bir şey daha görüyorum. Türkiye'nin bugün geldiği nokta, yıllar öncesinden belliymiş zaten!..
Görünen köy kılavuz istemez. 10 yıl önce de görünüyordu bu, daha eski yıllarda da görünüyordu. Ben zaten bu iktidarın samimiyetine hiçbir zaman inanmadım. Sürekli takiye yaptılar. İlk geldikleri vakit, “Avrupa Birliği'ne gireceğiz” diyorlardı. Müzakereler yapıldı, hatta Avrupa'ya yeniden aday olduk. Havai fişeklerle kutladılar. Herkes inandı. “Biz Avrupa Birliği'ne girdik artık” diyenler bile oldu…
*Geçen sene de vizesiz gidiyorduk Avrupa'ya… 
Ben bunun böyle olmadığını, böyle bir şey olmayacağını hep yazdım. Geldiğimiz nokta ortada. Bugün Avrupa ile kavga halindeyiz. Hollanda'ya karşı da, Almanya'ya karşı da elbette direneceğiz. Gerek yazdığımız yazılarla, gerek gazetemizin tavrı ile direniyoruz da zaten. Hollanda'nın yaptıklarının ne demokrasiye, ne diplomasiye uymadığını söylüyoruz. Coplamaların, köpeklere ısırtmaların insanlıkla bağdaşmadığını da yazıyoruz. Ancak köpeklere ısırtma olayı hariç, buna benzer sahneleri ülkemizde de yaşamadık mı? Ankara'da, İstanbul'da, ya da herhangi bir yerde yaşamıyor muyuz? Onun için bunu bir özeleştiri olarak kabul edip, iktidarın da, demokrasiden uzaklaşmamasında fayda var. Sıkıştıklarında demokrasi diye haykırıyorlar ama bir sürü olayda da insanların yerlerde sürüklendiğini, tekmelendiğini, hatta polis tarafından vurulup öldürüldüğünü görmüyor muyuz? Mahkemeler, davalar hâlâ devam ediyor. Onun için bu kötü olay; belki özeleştiri yapma anlamında faydalı olur, bizim iktidar da kendini toparlayıp, içeride vatandaşımıza böyle davranmamaları gerektiği bilincini kazanır diye de bakmak lazım.

BU SİSTEMDE TÜRKİYE'NİN BİRLİĞİ NASIL SAĞLANACAK?

*Peki gerçekte bunun adı sistem değişikliği mi, rejim değişikliği mi? 
Rejim değişiyor. Ama bu, sistemde olmayan, adı bile konmayan bir rejim oluyor. Şu anda dünyada da böyle bir rejim yok. İlk defa her şey tek adama bağlanıyor. Cumhurbaşkanı'nın yardımcılarının sayısı belirsiz ve yardımcılarını tek başına seçme yetkisi var. Ama Amerika'da böyle bir şey yok. Başkan yardımcılarını yine halk seçiyor. Burada bir, üç, beş, on. İstediği kadar yardımcı seçebiliyor. Mesela 81 ilin valilerini başkan yardımcısı olarak tayin etse, o sistem ne olur? Bir nevi federasyonlar kurulacak. O zaman Türkiye'nin birliği nasıl sağlanacak? O kadar geniş yetkileri olacak ki, kim denetleyecek bunu?
*Halk denetleyecek diyorlar…
Halk 5 yılda bir sandığa gidecek sadece. Ama o 5 yıl o kadar uzun bir zaman ki; 5 yılda ülke çöker! Nereye gideceğimiz belli olmaz. AKP'nin ileri gelenleri de Meclis'in denetleyeceğini söylüyorlar. O da yalan! Niye yalan? Çünkü bu getirmek istedikleri sisteme göre 400 milletvekilini toplayacaksın, onların oyu ile sen onu Yüce Divan'a sevk edeceksin. Yani şu anayasanın 18 maddesini değiştirmek için 330 milletvekilini bile
çok zor toparlayanlar, 400 vekilin imzası ile Cumhurbaşkanı'nı Yüce Divan'a yollayacaklar ha? Bunun imkan ve ihtimali yok. Dolayısıyla kontrol mekanizması filan yok. Bunun tersine Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i feshetme yetkisi var.

Kaynak: Sözcü Gazetesi

19szt02_ist