Eklenme Tarihi : 12/15/2016

Darbelerin ayak izi


 
Erol Mütercimler:
“Bir cemaate biat 
etmek akla ziyan”


“Komplo Teorileri 4: İsyanlar, İhtilâller, Darbeler” kitabı yayımlanan Erol Mütercimler: “Darbeci askerlerin amacı anavatanlarının işgal edilmesini sağlamaktı”

FIRAT KARADENİZ
Erol Mütercimler “Komplo Teorileri” kitabının dördüncüsünü “İsyanlar, İhtilâller, Darbeler” (Asi Kitap) başlığıyla yayımladı. Kitap Türkiye’de yaşanan darbelerin izini sürüyor. Ayrıca her komplo teorisinin merkezinde yer alan CIA’in karanlık operasyonlarını ve Atatürk’e düzenen komploları da inceliyor. Mütercimler kitabını anlattı. 

* “Komplo Teorileri” serisinin dördüncü kitabını yayımladınız. Hepimiz komplo teorilerini çok severiz. Sanırım tüm dünya size bu konuda malzeme de veriyor. Dördüncü cilde ne zaman başladığınızı merak ediyorum. Ve “İsyanlar, İhtilâller, Darbeler” başlığını nasıl seçtiniz?

Bu çok eski bir araştırma. 13 yıl boyunca askeri darbeleri araştırdım. 2008’de Ergenekon kumpası yaşanınca bu araştırmayı yayımlamamın anlamsız olacağına karar verdim çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri yara alacaktı. Fakat bir yandan da “Neden demokrasimiz istenilen seviyeye gelemiyor?” sorusu da kafamda şekilleniyordu. Hep “Bunun arkasında ne var?” diye düşünüyordum. Bir de şöyle bir gerçek var: Eğer ortada komplo yoksa komplo teorisi de olmaz. Bu hep yanlış anlaşılıyor: Komplo teorileri birilerinin hezeyanları değildir. 


“Bir cemaate biat etmek akla ziyan”


Ateş olmadan Duman olmaz...

Sabit bir olay olmalı. Bu olayın tüm gerçekleri ortadaysa bu komplo teorisi değildir. Ama 10 birim bilginin sadece dört birimine sahipseniz ve gerisine sahip değilseniz kendiniz birleştirdiğiniz noktalara komplo teorisi dersiniz. 

“Türkiye’nin Kürt meselesi ABD’de 1988’de tartışıldı”

*Komplo teorisi dendiği anda bizim aklımıza gelenler şunlar: CIA, Illuminati, masonlar... Neden sizce?

Bunların gerçeklik payı büyük. Söylediklerim sadece CIA için değil, bütün istihbarat örgütleri için geçerli: İstihbarat örgütlerinin hedefleri her zaman ülkelerinin bekası için gerekli istihbaratı toplamak ve gerekli eylemleri hayata geçirmektir. CIA’ye bakın... Birçok ülkede isyan, ihtilal ve darbe tezgahlamıştır. Bunu da gizlemezler. Türkiye’de yaptırdıkları da belli: 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat...  

*Donald Trump, ABD’nin 45. başkanı oldu. ABD başkanları üzerine de çok komplo teorisi vardır mesela... Şimdi Trump’a şifreler verilecek, devletin sırları anlatılacak... 

Gücün devredilmesi ocak ayının ortasını bulacak. O süre içerisinde Trump’ı bilgilendirecekler. Devleti öğretecekler. Söyleyecekleri de şu: “Sen burada oturacaksın ama devlet farklı bir şekilde yürüyecek.” Eğer insanlar Trump’tan bir Hitler çıkacağını düşünüyorsa yanılıyorlar. Ama bir Putin, bir Ahmedinejad çıkabilir. 

 *Söz ABD’den açılmışken... Kitabınızda ABD ve Kürtlerle ilgili bir bölüm de var. Onu konuşalım isterseniz...

Türkiye’nin Kürt meselesi ilk kez Amerikan Parlamentosu’nda tartışıldığında sene 1988’di. 1998’de ise Graham Fuller ile Henri Barkey’in ortak imzası ve Morton Abramowitz’in önsözüyle “Türkiye’nin Kürt Meselesi” başlıklı bir kitap yayımlandı. Bunun Türkçeye çevrilmesi 2010’u buldu. Bu kitapta ne anlatıldıysa uygulanmaya çalışıldı. Fakat en çarpıcı cümle: Birleşik Türkiye Devleti’dir. 

 *Üniter yapının sonu...

Aynen. İlk önce parçalayacaksınız ki sonradan birleştiresiniz. 2003’te Condoleezza Rice, daha bakan bile değilken, bölgedeki 22 ülkenin sınırı ve rejiminin değişeceğini söylemişti. Bu 22 devletin içinde Türkiye Cumhuriyeti de var. Obama’nın söylediklerini hatırlıyorum: “IŞİD ile mücadelemiz 30 yıl sürecek.” Bunu Obama söylüyorsa bu coğrafyanın daha istedikleri gibi şekillendirilmediğini söylüyordur. Tüm bunlardan sonra telaşa kapılmaktan başka yapacak bir şey yok. 

“Sola tahammülsüzlük Soğuk Savaş’ın armağanı”

*Bir de kitaba adını veren isyanlar ve darbeler var tabii ki. Burada da konuşacak çok şey var... 12 Mart’la başlamak mı daha doğru olur sizce? Bu süreç 15 Temmuz’a kadar uzanır çünkü...

Bu kitapta 27 Mayıs yok. İkinci baskıda olacak. Ben onu ayrı bir kitapta değerlendirmek istedim ama çok baskı var; ikinci baskıda olacak o bölüm de... Bizim ilk ihtilalimiz 27 Mayıs. Yani başlangıç olarak onu alırız. Bizim darbeleri anlamamız için bilmemiz gereken şu: II. Dünya Savaşı’nın ardından ABD, Türkiye’de solcu, sosyalist, Kemalist iktidarlardan ziyade sağcı, İslamist iktidarlar istiyor. 12 Mart 1971’de gördüğümüz de bu. Sol cuntanın üzerine faşist, Amerikancı darbe yapılmıştır. Yine de ordunun içindeki hesaplaşma bitmedi. Ta ki 12 Eylül’e kadar. Türkiye’nin kırılma noktası da bu.

*12 Eylül’de her şey değişti diyorsunuz...

Türk-İslam sentezi bu tarihten sonra resmi bir ideoloji oldu. ABD ve NATO tarafından yaptırıldı bu darbe: Faşist bir darbe. Müthiş bir baskı... Bütün özgürlükler bir günde gitti. Solcu subaylar tasfiye edildi. Benim daha teğmen olarak ikinci yılımdı. Ben kendimi hep “sol Kemalist” olarak tanımlarım ama sonradan öğrendim ki o dönemde sicil dosyama komünist diye yazmışlar. Demek ki Türk ordusunun sol görüşe tahammülü yok. Bu da Soğuk Savaş’ın bir armağanı.

*12 Eylül’ün ardından siz 28 Şubat’la devam ediyorsunuz kitapta...

28 Şubat postmodern darbesinin nedeni de şimdiki siyasi zeminin hazırlanmasıdır. 

*15 Temmuz hakkında düşünceleriniz nedir?

O konuda yargım çok net: Maalesef ki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içerisinde, kendilerine subay-astsubay diyen bir grup üniformalı kendi anavantalarını başka bir devletin ordusuna teslim etmek üzere isyan etmişlerdir. Bu isyandır, kalkışmadır. Amaçları da anavatanlarının işgal edilmesini sağlamaktır. Bunların bir cemaate biat etmiş olmaları da akla ziyandır. 

“Atatürk’e şimdi kanser teşhisi koyulurdu”

*Kitabınızda Atatürk’e yapılan komplolarla ilgili bir bölüm de var. Neydi bu komplolar?

En bilineni “Atatürk masondu” iddiası. Masonluk yanlış biliniyor. Mason Derneği’nin Kanarya Sevenler Derneği’nden bir farkı yok. Cumhuriyetin kurucu kadrosunun yüzde 90’ı mason olabilir. Ama Atatürk mason değildi. Zehirlenmedi de... Bu da bir komplo. O zamanlar tıp da eczacılık da farklıydı. Belki şimdi olsa Atatürk’e karaciğer kanseri teşhisi koyulurdu. O zaman başka bir teşhis konuldu ve kullandığı ilaçların çoğunda civa vardı. Zehir dedikleri de bu. Atatürk’ü vatandaşlıktan atmak da istediler. Bunu kendi de anlatır bir konuşmasında zaten. 

Kaynak: Milliyet Gazetesi