KAĞAN NEDİRLİ

Okumak üzerine




KAĞAN NEDİRLİ
Var olma çabamız;  aklımıza gelen sorular ve bu soruların cevaplarıyla başlar. Çevresini ve dünyayı tanımaya başlayan bir bebek ebeveynlerine nesneleri göstererek "Bu ne?" sorusuyla başlar anlam aramaya. Zamanla alınan cevaplar yeterli gelmediğinde okuma ile tanışmış ise insan aradıklarının anahtarını da bulmuş demektir.
Okumak bir canlının aldığı ilk nefes gibi ciğerleri yakar ama vazgeçilmezdir. Okumak fiili, gün içinde elimize gazete, dergi vb. gibi yayın organlarını okuyarak cümleleri anlamak kadar sıradan değildir. Okumak bilime açılan bir kapıdır aslında. Aslında inanmaya ve inancını anlatmaya da yarayan en önemli araçtır okumak. Peygamberimiz Hz. Muhammed ( S.A.V.)'e  gelen ilk emir Alak Suresi'nin "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" değil midir? (bkz. Surelerin İniş Sırasına Göre Kur'an-ı Kerim Meali - Yaşar Nuri Öztürk - Yeni Boyut Yayınları ) Allah'ın ilk emri oku; inanmaya, öğrenmeye ve bilime çağrı niteliği taşır. İslam Dünyası,  ilk dönemlerde Allah'ın oku emrini doğru anlayıp yorumlayarak birçok bilim adamı ve düşünür yetiştirmiştir. Gerektiğinde öğrenme ve ilim adına uzak diyarlara gidilmesi emredilmiştir. Bugün ise acı gerçek, yazılanlar baş üstüne konurken, emirler unutulmakta ve unutturulmaktadır. Bu unutturulma gayretine karşın elimize geçen her kitabı okumalıyız.
Sadece kendi inandıklarını ve gönül verdikleri ideolojilerinin yayınlarını okuyanlar eksik kalır, yetersiz bilgilenmiş olur. Kendi inandıklarımızın yanında karşıt görüşleri de okuyup yorumlamalıyız. Karşıt görüşleri okumak bize yeni ufuklar açabileceği gibi empati yönümüzü de geliştirecektir. Böylelikle kendi eksiklerimizi görerek telafi etme şansımız doğacak ve kendi iç dünyamız zenginleşerek inandığımız değerler daha sağlam temeller üzerine oturacaktır.  Sağlam temeller üzerine inşaa edilen düşünce dünyası bilgi kadar saygı ve sevgi de katacaktır kişiye.
Okumayla ilgili gerekirse ütopik denilebilecek fikirler ve projeler geliştirip yaşamımızda okuma seferberliği başlatmalıyız. Mesela kendimize "okur arkadaşı" seçebiliriz. Nasıl geliştirebiliriz bu düşünceyi ? Şöyle bir kurgu düşünelim örneğin; Okur arkadaşlığı, okuma sıklığı size yakın bir arkadaşınızla belirlediğiniz zaman aralığında birbirinize seçtiğiniz herhangi bir kitabı okutmanız şeklinde başlayabilir.  Seçilen okur arkadaşınız sizin düşünce dünyanızın yanı sıra farklı düşünce dünyalarına da hakim olmalıdır. Bu farklı bakış açısı sizlere farklı ufuklar açabilecektir. Okuduğunuz kitapları değiştirirken, kitap ile ilgili düşüncelerinizi, okuma esnasında sizde uyandırdığı duyguları konuşur, kimi zaman farklılıklar üzerinde tartışabilirsiniz.  Okur arkadaşlığı size bilgi, saygı, sevgi, empati alışkanlığı ve tartışma kültürü kazandıracaktır. Seneler sonra kitaplığınızda arkadaşlarınızın size okuttuğu kitabı gördüğünüzde sizde oluşturacağı duyguları bir düşünsenize. Unutmayın ki, hayatlar hayatları etkiler. Kitaplar yoluyla kişilerin hayatlarında olumlu etkiler oluşturabilirsiniz. Şunu ifade etmeliyim ki, benim 21 yaşında kazandığım "okur arkadaşım" bana çok şey kattı. Her zaman iyi hatırlayacağım O'nu…
Okuyalım, ayırt etmeden susamışcasına ve susuzluğumuzu giderdiğimiz de duyduğumuz haz ile okuyalım. İyi okumalar…

   
 

yorum ekle