KAĞAN NEDİRLİ

Cumhuriyetin Temel Projeleri



KAĞAN NEDİRLİ
Sinan Meydan bugüne kadar Cumhuriyet tarihiyle ilgili ciddi çalışmalar ortaya  çıkarmış önemli bir aydın olma yolunda ciddi adımlar atan tarihçi-yazarlarımızdan biri. Bir okuyucusu olarak kitaplarını ciddi bir şekilde takip ederim.
Uzun süredir üzerinde çalıştığı ''Akl-ı Kemal'' serisinin son kitabını 2014'ün son aylarında okuyucu ile buluşturdu. Toplumda ''Akl-ı Selim'' olarak bildiğimiz tabir, burada kitabın adından da anlaşıldığı gibi ''Akl-ı Kemal'' olarak karşımıza çıkıyor. Yazar bu durumu, ''Çünkü hem O'nun aklı kemale ermiştir; yani O, olgunlaşmış, mükemmelleşmiş bir akla sahiptir hem de O'nun adı Kemal'dir'' diye açıklıyor.
Kitapta ''Akl-ı Kemal''in ilk projesi: Yüzen Fuar Projesi ''Karadeniz: Seyr-i Türkiye''. Bir zamanlar nasıl Bandırma Vapuru, Türkiye'yi kurtarmak için Karadeniz'de dalgalar arasından Samsun'a ulaşmışsa, Cumhuriyet'ten sonra Karadeniz Vapuru da Türkiye'nin tanıtımı için ülkeleri dolaşıyor. Bu tanıtım gezisine siyasetçiler, aydınlar, öğrenciler, sanatçılar kısacası Türk toplumunun her kesimi eşlik ediyor. Gidilen limanlarda sergiler, konferanslar ve konserler yapılarak Cumhuriyet Türkiyesi tanıtılıyor. Bölümü okuyan herkes anlayacaktır ki, şimdilerdeki ''Yeni Türkiye'' safsatası büyük bir yalan asıl olan CUMHURİYET TÜRKİYE'sidir.
Musiki ve sanat projesi ile genç cumhuriyetin entelektüel temelleri ayılıyor adeta.Mustafa Kemal Atatürk, sanatı ''hayatın damarlarından'' biri olarak ülkü ediniyor, sanata ve sanatçıya büyük önem veriyor. Atatürk, müzik devrimi ile ulusal Türk Müziğini temellerini sağlamlaştırıyor. Özsoy Operası ile Türkiye opera ile tanışıyor. Kitapta Atatürk'ün de bizzat düzelttiği operalar ile karşılaşıyorsunuz. 1923 yılı Meclis konuşmasında ''güzel sanatlar sergileri kurulması gerektiğinden'' söz eden Atatürk, resim sergilerini başlatıyor. Türkiye'de pek çok resim sergisi açılıyor. Sergilerin müdavimleri arasında Atatürk'te var. Sergilere katılan Atatürk, resimleri dikkatle inceliyor. Türkiye'nin dört bir tarafına Türk Büyüklerinin heykelleri dikilerek, heykel sanatının temelleri oluşturuluyor. Sanat devrimleri esnasında Türk insanı, sinema ve tiyatro ile tanışıyor. Bazen tiyatro ve sinema senaryolarının bizzat Atatürk kaleme alıyor. Yazarları teşvik eden Atatürk, Türk Edebiyatında ciddi adımlar atarak sanatın her alanında etkinliğini gösteren tek dünya lideri.Sanat reformlarında dikkatlerden kaçmayan en büyük unsur öncülünün Atatürk olması. Resim ve heykel mi yapılacak, kendisini ressam ve heykeltıraşların önünde poz veriyor. Sinema ve tiyatro senaryoları yazıyor, kimi zaman kameraların önüne geçiyor.
Kitabın üçüncü projesi: Modern eğitim projesi. Atatürk, yüksekokullar, enstitüler, halk evleri ile tam bir cumhuriyetin eğitim ordusunu oluşturuyor. Bu bölümün en önemli yeri bana göre ülkemize gelen yabancı profesörler. Hitler'den kaçan bilim insanları Türkiye'de Türk insanına bilim öğretiyor. Bu noktada en önemli unsur gelen profesörlerin Türkçe öğrenmesine teşvik edilerek dersler Türkçe veriliyor. Bugünün Türkiye'sinin bazı okullar daha yabancı dilde öğrenimde ısrarlı bilinmelidir ki, akademik eğitim yabancı dilde olamaz, olursa bilimin gelişmesi bir yerde sekteye uğrayacaktır.
Modern Türkiye Projesi ile Ankara örnek bir kent olarak yeniden inşa ediliyor. Bu yeni kent inşasının en önemli mimarı Atatürk'tür. Zaman zaman, çalışan dünya çapındaki mimarlarının işlerine karışarak projeleri önemli noktada etkiliyor. Atatürk ile çalışan mimarlar hallerinden gayet memnun. Ankara'nın yeniden inşasına önderlik eden mimarlar, Atatürk'ün vefatından yıllar sonra Ankara'ya geldikleri, yapılaşmanın olumsuz etkilendiğini gördüklerin Atatürk'ün bir kez daha büyük bir önder olduğunu anlıyorlar.
Sağlık projesi ile Türkiye'nin sağlığı yeniden iyi şekilde sağlanıyor. Kurulan hastaneler, sağlık ocakları, aşı merkezleri ve salgın hastalık merkezleri ile Türk İnsanının sağlığı güve altına alınıyor.
Kitapta son proje: İnsanlık projesi olarak ele alınıyor. Atatürk'ün insanlık alemine yönelik yaptığı açıklamalardan, O'nun bir kez daha ''Yurtta Sulh, Cihanda Sulh'' ilkesi vurgulanıyor. Ama bir okur ve Sinan Meydan'ı iyi takip ettiğini düşünen bir okur olarak bazı eleştiriler yapmak istiyorum. Kitapta Atatürk'ün bazı demeçlerinden yola çıkılarak Atatürk'ün Birleşik Dünya Devleti düşünden bahsediliyor. Atatürk'ün, böyle bir düşü olduğu düşüncesine henüz erişemesem de, Atatürk'ün de ülküsü olan ve benim de inanmış olduğum bir Türk Birliği ülküsü vardır. ''Türk Birliğine inanıyorum ve onu görüyorum'' sözü Atatürk'ün büyük ülküsünü ortaya koyar. Bu söz ve benzeri davranışları ile Atatürk, Turancı olduğunu ortaya koymuştur. Ama yazar, bu ülküden hiç söz etmemiştir, kitabın en büyük eksiği Türk Birliği ülküsü yokmuş gibi davranılmasıdır. Tamamlanmış beş cildin en önemli eksiği budur.
Cumhuriyetin temel projelerini anlatan Akl-ı Kemal serisi mutlaka okunacak ve kütüphanede yer verilecek bir çalışmadır. Sinan Meydan'a teşekkürler ve iyi okumalar… 


   
 

yorum ekle